Hunca Cosmetic Hunca
EnglishTürkçe
 

 Tuncer Hunca, Amerika’da Kimya Mühendisliği Eğitimi aldıktan sonra babasının kurduğu şirkette çalışmaya başladı. Üretimden pazarlama ve ürün geliştirmeye kadar şirketin her kademesinde 8 yıl görev aldı. İşi babasının yanında öğrendi. 1994’de ise şirketin başına geçti. 1986’da 30 işçinin çalıştığı, 2,5 milyon dolar cirolu şirket, bugün 50 milyon dolar cirosuyla, 410 kişiye istihdam sağlıyor. 
Türkiye’nin ilk yerli kozmetik şirketlerinden biri olan Hunca Kozmetik, 35 ülkeye ihracat yapıyor. Parfüm pazarından aldığı yüzde 33’lük payla sektörün lideri konumunda. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüten Tuncer Hunca, bugüne gelene kadar pek çok kriz atlattıklarını belirtiyor. Hunca, özellikle fabrikalarının yandığı dönemde 2001 krizini yaşamalarının tam bir yıkım etkisi yarattığını söylüyor. Buna rağmen şirketi krizden başarıyla çıkaran Hunca; “Yaşamakta olduğumuz krizi, 2 yıl önce öngörmüştüm. Bu yüzden ihracata yöneldik. Dünyanın her yerinde, özellikle Güney Afrika’da ihracat fırsatları var. Krizi ihracatla aşın” diyor. 2012’de 100 milyon dolar ciroya ulaşmayı ve ardından halka açılmayı hedefleyen Hunca; “Babamın inşa ettiği bu şirkete en önemli katkım kurumsallaşma konusunda oldu. Bu uğurda ciddi para ve zaman harcadık. Ancak kurumsallaşma adına çok önemli yol kat ettik. Strateji çizme ve ihracata odaklanma da aldığım en önemli kararlar arasında” diye konuşuyor. 

“Küresel KOBİ” Hunca Kozmetik’in, yoktan var oluş öyküsünü ve bugün geldikleri noktayı 2’nci kuşak yönetici Tuncer Hunca ile konuştuk. 

Türkiye’nin ilk yerli kozmetik şirketlerinden birisiniz. Hunca Kozmetik, nasıl bir ortamda kuruldu?
1940’ların sonunda, babam bir ilaç şirketinde çalışırken, Alman ve Fransız yayınlarını takip ediyormuş. O yayınlarda kozmetiğin hızla gelişen bir sektör olduğunu fark etmiş. Bir süre sonra çalıştığı şirketin ortaklarına, kozmetiğin, geleceğin parlak sektörlerinden biri olacağını söylemiş. Beklediği ilgiyi görmeyince şapkasını alıp şirketten çıkmış.

1950’lerin başında sıfır sermayeyle, Beyoğlu’nda 1 oda ve 1 banyodan oluşan bir dükkan kiralamış. O sırada kozmetikle ilgili araştırmalarına devam ederken çalışmalara da başlamış. İlk önce saç boyası geliştirmiş. Denemelerin ardından çok başarılı bir formüle ulaşmış, adını taşıyan bir şahıs şirketini kurmuş.

Adnan Hunca, şirketi bugünlere taşıyan hangi ilkleri hayata geçirdi?
İlk ses getiren çalışması, dünyada 2’nci, Türkiye’de ise ilk olarak ürettiği Hunca saç balsamı, yani saç kremi olmuş. O yıllarda kozmetik sektörünün yüzde 90’ı Musevilerin elindeydi. Babama, ‘Elin kremi olur da saçın kremi olur mu, batarsın’ demişler. Babam ise daha önce çalıştığı kuaförlere, denemeleri için ürünü vermiş. Kadınların saçlarının boyandıktan sonra sertleştiğini ve bu ürünün bu probleme çözüm olacağını söylemiş. Kuaförler ürüne ciddi bir talep göstermiş. Bu ilk başarı, babamın 30 metrekarelik dükkandan, 600 metrekarelik bir yere taşınmasını sağlamış. Daha sonra şampuan, el losyonu gibi ürünler üreterek çeşitlendirmeye gitmiş. Bu kez diğer üreticiler tarafından takip edilmeye başlamış. Türkiye’ye çokuluslu şirketlerin girişiyle, şampuan pazarından yerli üreticilerin çok pay alamayacağını öngörmüş ve çalışmalarını kozmetiğin diğer alanlarında da sürdürmeye karar vermiş. 

Bu çalışmaların sonucunda, 1980’lerde parfüm üretimine başladı. İlk deneme, yan sanayiden tedarik ettiği kalitesiz ambalajlardan dolayı çok başarılı olamadı. 2’nci denemesi Viva Cappio isimli parfüm ise çok büyük başarı elde etti. Bu aynı zamanda, o yıllar için çok başarılı bir pazarlama kampanyasıydı. Babam Viva Cappio’nun seçimini tüketicilerle beraber yaptı, Türkiye telefon rehberindeki tüm adreslere, parfümün deneme boy ürününü gönderdi. Ürün neredeyse Türkiye’deki tüm evlere girdi. Çok olumlu tepkiler alınınca da, ürün piyasaya sunuldu. Bugün Viva Cappio hala tüketicinin beğendiği ve satın aldığı bir ürün.

Babanızdan yönetimi devralmanız nasıl oldu?
Amerika’da Louisiana State Üniversitesi’nde kimya mühendisliği ve pazarlama eğitimi aldım. 1986’da eğitimimi tamamlayıp Türkiye’ye döndüm. 25 yaşında, işe laboratuarda başladım. Yeni ürün geliştirme, tedarik ve yönetim konusunda babamdan çok şey öğrendim. 1994’de babam emekli oldu ve ben şirketin başına geçtim. 1986 yılında 33 çalışanımız vardı. Toplam 900 metrekarelik alanda üretim yapıyorduk. Şu anda 410 çalışanımız var. 900 metrekareden 25.000 metrekare alana ulaştık. Küçük ölçekli şirketlerde, aile olarak iş daha kolay kontrol edilebiliyor. Ama ölçekler büyüdüğünde iş zorlaşıyor. Dağıtım sistemlerinin değişmesi ve ihracatın artması bizi çok yoğun bir döneme soktu.

1990’lı yılların başında Jagler’i piyasaya sürdük. Türkiye’de ki en başarılı erkek parfümü oldu. O yıldan beri de pazar lideri. Ardından Caldion kadın ve erkek parfümlerini piyasaya sunduk. O’da, HuncaKozmetik’in en başarılı markalarından biri oldu. Bahçeköy’deki üretim tesisimizi, hem doğayı korumak hem de daha büyük bir alan ihtiyacı nedeniyle Çerkezköy’e taşıdık. Halen kozmetikte Balkanlar’ın en büyük üretim tesisine sahibiz. 

Büyürken ne gibi zorluklar yaşadınız?
Resmi kuruluşumuzdan bu yana 51 yıl geçti. Bizim için Çerkezköy yatırımı çok önemliydi. 2000 Kasım ayıydı. Henüz Çerkezköy’deki tesislere taşınmamızın ilk yılında, çok büyük bir yangın yaşadık. 2 çalışanımız vefat etti. Üretim tesisinin yüzde 50’si yandı. Üretime 6 ay ara verdik. 2001 krizi başlamadan hemen önceydi. Yangın yerini temizledikten sonra isli bir odada çalışanlarımızla bir araya geldik. Durumun çok kötü olduğunu, ayrılmak isteyenlerin ayrılabileceğini söyledik. Ayrılmak isteyenlerin tüm haklarını vereceğimizi belirtmemize rağmen hiçbir çalışanımız ayrılmak istemedi. ‘Bu işin altından kalkarız’ diyerek bize çok önemli bir destek verdiler. 2 yıl çok ciddi bir sıkıntı çektik. Ekonomik krize, yangınla beraber yakalandık. O dönemde kozmetik sektöründeki rakiplerimizden çok önemli destek aldık. Bir şirket; ‘Bizim üretim kapasitemizin yüzde 20’sini siz kullanın’ dedi. Bazı şirketler alacaklarını erteledi.


Yurtdışında markalaşmayı ve kendi mağazalarınızla büyümeyi düşünüyor musunuz?
Kozmetikte marka yaratmak zorundasınız. Markalaştığınız zaman, tek üründen 20-30 yıl boyunca kazanabiliyorsunuz. Bu yüzden, Turquality’ye başvurduk. Turquality’ye kabul edilen şirketlerin, yurtdışındaki “markalaşma” çalışmalarının bütçesinin yarısını devlet karşılıyor. 2009 yılında Turquality’ye kabul edilebileceğimizi düşünüyoruz. Diğer ülkelerde rekabet çok daha sert koşullarda gerçekleşiyor. Ancak biz daha kaliteli ve uygun fiyatlı üretim politikamızla rekabet gücüne sahibiz. Dünyada tüketim, uygun fiyatlı ürünlere kayıyor. Turquality’deki gelişmelere göre yurtdışında mağaza açmamız da gündeme gelebilir.

Herkesin yatırımlara ara verdiği kriz döneminde yeni markalar lanse ediyorsunuz. Yeni yatırımlarınızdan bahseder misiniz?
Yurtdışında da büyüyebileceğimiz markalar yaratmaya çalışıyoruz. Parfüm ve renkli kozmetik için 4 milyon dolar yatırım yaptık. Son yarattığımız marka “She”, bir rekora imza attı. Parfüm ve deodorantta 8 ayda, yüzde 8 pazar payına ulaştı. Çokuluslu şirketlerin dışında böyle bir başarı elde eden şirket yok. Kriz döneminde yeni bir lansman yapmamız, sektörde tepki çekti. Hatalı davrandığımızı düşünenler oldu, ama kısa sürede tüketicinin çok olumlu tepkileriyle karşılaştık. Piyasaya sunduğunuz her ürünün başarılı olacağını düşünemezsiniz. Ortalama olarak lanse edilen her 4 üründen 1’i başarılı olabiliyor.Hunca’nın buradaki başarı oranı ise yüzde 60’ın üzerinde.
Kozmetik sektörünün içinde bulunduğu durumdan bahseder misiniz?  Kriz sektörü nasıl etkileyecek?
Kozmetik, krizden hem olumlu hem de olumsuz etkilenecek. 2008’le karşılaştırdığımızda, 2009’da tüketim yüzde 7 daralacak. Ama daha üst segmentlerin tüketicisinden yüzde 2 oranında orta-alt segmente kayış yaşanacak. Biz buradan da pay alacağız. Yani bizim segmentimizde daralma yüzde 5 olacak. Perakende noktalarındaki iflaslar, bize ciroda azalma olarak yansıyacak. Riski çok artırmadan, daha güvenli şekilde yola devanı etmek gerekiyor.
2008’i nasıl kapatacaksınız? En uzun vadeli hedefleriniz neler?
2007’de net ciromuz 45 milyon TL idi. 2008’i 50 milyon TL ile tamamlayacağız. Ağustos ayında, 2012 yılına kadar hedeflerimizi belirlemiştik. Şimdi hedefleri gözden geçireceğiz. İç piyasada konumumuzu koruyup ihracatta büyümeyi hedefliyoruz. 2012’de 100 milyon dolar ciroya ulaştıktan sonra halka açılmayı düşünüyoruz.

Kaynak: Bu röportaj, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Capital Dergisi’nden alınmıştır. 
(15.12.2008)
http://www.kobifinans.com.tr/tr/ArticlePrinter.aspx?id=21063
 

Станьте членом нашего бюллетеня для получения новостей о новинках.
  © 2009 Hunca
Сайт оптимизирован для просмотра с разрешением 1024х768.
POWERED BY   TickTockBOOM  
She Crazy
Turquality Hunca Cosmetics on LinkedIn Hunca Cosmetics on Facebook