PARFÜM
Latince'de "per fumum" (dumanın içinden) anlamına gelen parfüm, antik çağlardan günümüze kadar varlığını sürdürmeye devam etmektedir. İlk parfüm üreticileri dediğimizde, karşımıza kokuların çeşitli güçleri olduğuna inanan sihirbazlar ve büyücüler çıkıyor. Kleopatra'nın kokulara çok düşkün olduğu ve koku sürmeden dolaşmadığı herkes tarafından bilinir.
Modern anlamda ilk parfüm 14. yüzyılda Macar Kraliçesi Elizabeth zamanında üretilmiştir. Araplar, her ne kadar kokudan, parfümden anlamayan bir ulus gibi algılanmış olsalar bile; egzotik kokuları parfümün gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Parfüm gerçek kimliğini, 17. yüzyılda Fransa Grasse'da bulur ve 15.Louis'in sarayı o devirde "la cour parfumee" (koku sarayı) olarak anılmaya başlar. Parfüm bir anlamda varoluşunu, saraylardan yayılan kötü kokulara ve banyo yapmayan insanlara borçludur.
İngiltere'de güzel kokunun moda olması 18.yy'a rastlamaktadır. Fransa'da 1804'te İmparator Napoleon Bonaparte ve İmparatoriçe Josephine parfüm kullanımının öncülerinden sayılabilir. Çiftin, Almanya seferinden dönen askerlerin getirdiği lavanta, biberiye, bergamut ve portakal çiçeği karışımını "eau de cologne" olarak kullandığı bilinmektedir.
1800'lü yılların sonlarında vanilya, menekşe, gül, nergis gibi çiçek kokularının sentetik taklitleri yapılmaya başlar ve 19.yüzyıla gelindiğinde lavanta en popüler koku olmayı başarır. O dönemde kadınlar ve erkekler aynı kokuyu sürmeye başlarlar. 20.yüzyılda ise parfümde Doğu'nun mistisizmi ve büyüsü ağır basar, parfüm şişeleri de en az kokular kadar önem kazanmaya başlar.
|